Türkiye, büyük bir kısmı deprem kuşağı üzerinde yer alan ülkelerden bir tanesi olması nedeni ile depremlerin çok yoğun yaşandığı bir ülkedir. Türkiye’de depremin normal hayatın bir gerçeği olarak kabul edilmesi insanlar için hukuki hallerin de deprem bağlamında değerlendirilmesini gündeme getirmiştir. Depremin idarenin sorumluluğunda olup olmadığı ile alakalı soru işaretleri her geçen gün daha da ciddi boyutlara ulaşır.
Depremde idarenin sorumluluğu var mıdır? Sorumluluk varsa burada kapsam nedir?
Depremde Oluşan Zararlardan İdarenin (Devletin) Sorumluluğu
Depremde oluşan zararlardan idarenin sorumluluğunun doğup doğmayacağı, somut durumun özelliklerine göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle bu sorunun kesin bir yanıtı yoktur.
İdarenin sorumluluğu, depreme ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve depreme ilişkin gerekli önlemleri almaması hallerinde ortaya çıkacaktır. Yani idare, depreme ilişkin vazifelerini yerine getirmeyip gerekli önlemleri almaz ve bu nedenle deprem sonrasında zarar ortaya çıkarsa bu zararlardan sorumlu tutulacaktır.
İdare, depremden etkilenecek binaların tespitini yaparak boşaltılmasını, binaların inşasında depreme dayanıklı inşa edilmesini, hasarlı ve dayanıksız binaların yıkılmasını sağlamalıdır. Ayrıca mevcut fay hatları üzerine bina inşa edilmesine engel olmalıdır. Vatandaşları bilgilendirmek için eğitimler düzenlemelidir.
Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde idarenin hizmet kusuru gündeme gelir. Bu durumda, depremde oluşan zararlardan idarenin sorumluluğu ortaya çıkar ve idare, hizmet kusurunun sebep olduğu zararları gidermekle yükümlü hale gelir.
İdarenin Sorumlu Olduğu Haller
İdarenin iki tür sorumluluğu bulunmaktadır: Kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk.
İdarenin kusur sorumluluğu hizmet sorumluluğu olarak da adlandırılmaktadır. Hizmette yaşanan gecikmeler, hizmetin kötü işlenmesi veya hizmetin hiç yapılmaması bu kapsamdadır.
İdarenin kusursuz sorumluluğu ise idarenin bir kusuru olmasa dahi ortaya çıkan zararla idarenin hizmeti arasında nedensellik bağı bulunmasıdır. Bu durum için bazı şartlar vardır. İdarenin sorumluluğunu ortadan kaldıran veya o sorumluluğu azaltan durumlar vardır. Bunlar;
- Mücbir sebep
- Beklenmeyen durum
- Üçüncü kişinin davranışı
Kanunlarda deprem sonrası idarenin sorumluluğu hakkında bir açıklık olmasa da deprem dediğimiz doğal afet ne beklenmeyen bir durum ne de mücbir sebep kavramına uymaktadır. Her ne kadar doğal afet olsa da deprem önceden öngörülebilen hakkında bilim adamlarının araştırmalar yapıp fay hatlarını inceleyerek uyarı yaptıkları bir doğal afettir.
İdarenin Sorumluluğunu Azaltan ya da Ortadan Kaldıran Haller
İdarenin sorumluluğu konusunda yukarıda detaylı açıklamalar yapılmış olsa da aşağıdaki hallerde idarenin kusurlu olabileceği daha az ihtimal ya da kabul edilemez durumlardır.
- Beklenmeyen Durumlar
- Zarar Gören ya da 3. Tarafın Davranışı
- Mücbir Sebep
Mücbir sebep; pek çok hukuki anlaşmazlıkta olduğu gibi kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluğu ortadan kaldıran bir durumdur. Bu nedenle de idarenin mücbir sebep veya beklenmeyen durumlar nedeni ile sorumlu tutulması mümkün olmaz.
Dava Açma Süresi
Deprem nedeniyle zarara uğrayan kişi, bu zararı öğrendiği tarihten itibaren en geç 1 yıl içinde yükümlülüklerini yerine getirmemiş olan idari merciye başvurarak deprem nedeniyle oluşan zararların giderilmesi talebinde bulunur. İdari merciye yapılacak başvuru, her halde 5 yıl içinde yapılmalıdır.
Zararın giderilmesi için yapılan başvuruya idare, en geç 60 günlük süre içinde bir cevap verir. İdare, zararın kısmen veya tamamen giderilmesi, zararın giderilemeyeceği şeklinde kararlar verebilir. Ya da 60 günlük sürede hiç cevap vermeyebilir, cevap vermememe durumu da olumsuz yanıt anlamına gelmektedir.
İdarenin verdiği kararın olumsuz olması veya cevap vermemesi halinde, zarara uğrayan kişi, red kararının kendisine ulaştığı ve 60 günlük sürenin dolduğu tarihten sonraki 60 günlük sürede zararının tazmin edilmesi için tam yargı davası açabilir.
. All Rights Reserved.