İğfal kabiliyeti; tamamen sahte olarak düzenlenmiş veya tahrifat yoluyla değiştirilmiş bir belgenin, ibraz edilen şahıslarca bu sahteliğinin anlaşılıp anlaşılamayacağı hususudur. Kanunun iğfal kabiliyetinin varlığını aradığı hallerde, belgenin sahteliği ibraz edilen şahıslarca ilk nazarda anlaşılabilecek nitelikte ise, bu durumda hukuken suçun oluşmadığı; ilk nazarda anlaşılabilecek nitelikte değil ise, bu durumda hukuken suçun oluştuğu kabul edilir. Ancak, ilk nazarda anlaşılma konusu; belgenin niteliği, tedavül özelliği, ibraz edilecek şahısların nitelikleri, belgenin kaynağından araştırılma zorunluluğunun olup olmaması gibi durumlar dikkate alınarak belirlenir. Yani iğfal kabiliyeti, her belge için somut olaylara göre ayrı ayrı değerlendirilerek belirlenir.
Sahte belge düzenlenme veya bir belgeyi değiştirme (belgeyi tahrif etme) fiilinin sahtecilik suçuna vücut verebilmesi için, düzenlenen ya da değiştirilen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda muhatap veya mağduru yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği (iğfal kabiliyeti) sahtecilik suçunun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı tespit edilemeyen belge, sahte belge olarak kabul edilir. Sahteciliğin insanları aldatacak özellikte olup olmadığı ve beş duyuyla ilk bakışta anlaşılıp anlaşılmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Çünkü, sahtecilik beş duyuyla ilk bakışta yapılacak incelemeyle anlaşılabilecek bir nitelikteyse, söz konusu belgenin “iğfal kabiliyeti” yoktur.
Sahtecilik Suçunda İğfal Kabiliyeti (Aldatma Yeteneği) Nasıl İspatlanır?
Ceza mahkemesi, suça konu olan belgenin aslını ceza dosyasına getirmeli, resmi belgede bulunması gereken unvan, numara, tarih, imza, mühür gibi zorunlu unsurları incelemeli ve yazmalıdır. Belgenin yargılamayı yürüten mahkeme tarafından incelenmemesi ve özelliklerinin duruşma tutanaklarına geçirilmemesi, Yargıtay tarafından kararın bozulmasına gerekçe olarak gösterilmiştir. Mahkeme hâkimi bizzat incelediği belgede objektif bir aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığını tespit etmeye çalışır. Hâkim, olayın menşei, oluşumu ve akışı ile düzenlenen belgelerle yapılan işlemleri göz önünde bulundurarak sahteciliğin kolaylıkla anlaşılıp anlaşılmadığını bizzat tespit eder ve sonuca göre belgelerin aldatıcı nitelikte olup olmadığını takdir eder. Hakim, incelediği belgenin iğfal kabiliyetine sahip olup olmadığı konusunda tam bir sonuca varamazsa; mahkemeye yardımcı olmak ve aydınlatmak açısından tali bir işlevi yerine getirmek için bilirkişilere başvurmak zorundadır.
Uzman bilirkişiler tarafından hazırlanacak ekspertiz raporunda suçun niteliğine ve belgeye göre iki husus incelenir:
- Sunulan belge bir bütün olarak incelendiğinde, iğfal kabiliyetine muktedir olup olmadığı araştırılır. Bu tür inceleme, belgenin tamamen sahte olarak üretildiği iddiasını kanıtlamak amacıyla yapılır.
- Sunulan belge tamamen sahte olmasa da belge üzerindeki tahrifatın aldatıcı nitelikte olup olmadığı araştırılır.
Özellikle, bilirkişiler tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarının ceza muhakemesi genel ilkelerine göre kesin delil olarak kabul edilemeyeceği belirtilmelidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, sahtecilik suçlarında baştan çıkarma kabiliyetinin ekspertiz raporları (uzman raporları) dikkate alınarak değerlendirilmesi mahkemenin inisiyatifindedir.
. All Rights Reserved.